KAOS DEĞİŞİM İÇİN BİR FIRSATTIR! Covid Öncesi SEN, Covid Sonrası SEN OLMAYACAK!
Soru: Zor zamanlardan geçiyoruz. Sosyal bir varlık olan insan, sürekli evde- karantinada kalmak durumunda. Diğer yandan en sevdiklerimizle bile görüşemiyoruz. İçinde bulunduğumuz durumun psikolojik etkilerini nasıl en aza indirebiliriz?
Size kesinlikle katılıyorum. Ancak buradaki sosyallik tanımı, içinde bulunduğumuz şartlar çerçevesinde geçici olarak değişmiş durumda,aslında hala sosyaliz. Ama bir diğer yandan da dünya tarihindeki geçmiş deneyimlerle karşılaştırıldığında aslında sosyalliğimiz o kadar da zarar görmüş değil. Örneğin, 1347 – 1351 tarihleri arasında Avrupa’da büyük yıkıma yol açan Kara Veba salgını zamanında sosyallik tanımını deyim yerindeyse sekteye uğratmış olmalı.
Ama bugün içinde bulunduğumuz şartlarda (teknolojiyle birlikte) sosyalliğimiz sadece şekil değiştirmiş durumda. En basit örnek ise herkesin tahmin edebileceği gibi sosyal medya. Basitçe sosyalliğimizin o kadar da etkilenmediği aşikar.
Bence bu noktada insanların en çok etkilendiği noktalardan bir tanesi “rutinlerinin” kendi tercihleri dışında değişmek zorunda kalması.
Sorunuzun tam cevabına geçmeden önce sizi hem rahatlatıcı hem de bir bakıma sihirli bir kelime ile tanıştırmak isterim. İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran özelliklerin başında “adaptasyon yeteneği” gelmektedir. Değişmeyen bir gerçek var ki; insan adapte olacaktır. Yani şu anda bizlere çok zor gelen süreçler bir süre sonra o kadar da zor gelmemeye başlayacak.
Fakat her ne kadar adapte olsak da veya duyarsızlaşsak da tabii ki bu sürecin üzerimizde bazı olumsuz psikolojik etkileri olacaktır. Bunların başında kaygı gelmektedir. Yaşadığımız kaygının bir tarafı gerçekçidir. Örneğin, o veya bu şekilde kendimizin veya yakınlarımızdan birinin virüsten etkilenme olasılığı karşısında kaygı yaşamamız.
Peki, bu kaygı ile nasıl baş edebiliriz? Aslında burada basitçe kendimize şu soruyu sormak yerinde olacaktır. Mevcut şartlarda neler benim kontrolümde? Yani kişinin elinde olan, yapabileceği neler var? Ve daha da önemlisi neler kişinin kontrolünde değil?
” Bana kalırsa dikkatimizi kontrolümüzde olan yapabileceğimiz şeylere odaklarsak en azından yaşadığımız kaygının üstüne daha fazla kaygı bindirmemiş oluruz. Dolayısıyla da kaygı seviyemiz idare edebileceğiz bir aralıkta kalmış olur.”
Kişinin mevcut kaygısını yükseltmesini sağlayacak bir başka faktör de, eminim ki çoğumuzun zaman zaman yaptığımız, felaketleştirmedir. Yani durumlar veya olaylar ile ilgili olarak olumsuz senaryolar üretilmesi ve bunları doğru olarak kabul edip duygu ve davranışlarını bu senaryolar çerçevesinde düzenlemesidir.
Kişi düşünce akışında felaketleştirme yaptığını farkettiğinde, kendini sorgulayıp düşüncelerini yeniden düzenlemelidir. Bu sayede kaygı seviyesini yükseltmemiş olacaktır.
Soru: Eşlerle olan ilişkiler de sürekli bir arada olmaktan dolayı gerilebilir. Bu durum için özel bir tavsiyeniz var mı?

A
Bu soruya özel bir bölüm ayırmak gerekiyor. Çok yerinde bir soru olmuş gerçekten. Aslında daha önce belirttiğim gibi insanlarının rutinlerinin kendi istekleri dışında değişmesi sonucunda ortaya çıkan durumlardan bir tanesi de eşlerin normalde geçirdikleri zamandan daha fazlasını şu anda bir arada geçiriyor olmaları. İlginçtir ki, herhangi iki insan evli olsunlar veya olmasınlar bir arada daha fazla zaman geçirdikçe aralarında çatışma çıkma ihtimali de bir o kadar artıyor.
Burada üç tane kilit nokta var.
- İlki, yukarıda değindiğim gerçekliğin (çatışmanın ortaya çıkacak olması) farkında olunması. Peki, bunun bilinmesi nasıl bir avantaj sağlar kişilere? Şöyle ki, eğer yağmur yağma olasılığının yüksek olduğu bir gün dışarı çıkacaksanız, yanınıza şemsiye almak yerinde bir tercih olacaktır. Eğer şemsiye taşımayı sevmiyorsanız da ıslanma olasılığınızın olduğunu bileceksiniz. Islandığınızda da şaşırmayacaksınız veya şikayet etmeyeceksiniz. Bu çerçevede kişiler bir arada geçirecekleri zamanla doğru orantılı olarak gerginlik yaşama olasılıklarının arttığının farkında olurlarsa önlemini almak için çaba sarfetmeye daha meyilli olacaklardır.
- İkincisi ise, kişilerin kendi sorumluluk alanlarının, yani kendi düşünce ve duygularının, olabildiğince farkında olmaları. Eğer kişi kendi düşünce ve duygularının farkında olursa yaşadığı sıkıntının ne kadarının bireysel ne kadarının ilişkisel olduğunu ayırt edebilir ve sorunun kaynağı ile ilgili olarak daha fonksiyonel biçimde çaba sarfedebilir.
- Eğer bu ilişkisel bir konu ile ilgiliyse, burada da üçüncü önemli nokta gündeme gelmektedir. O da ilişkisel bir problem ile alakalı açık, samimi ve istekli biçimde iletişim kuruyor olabilmek. Üçüncü nokta, ilişkiyi oluşturan kaç kişi varsa hepsi için geçerlidir.
Soru: Belirsizlik de insanı en çok strese sokan durumlardan birisi. Şu an ne zaman biteceğini, nasıl sonuçlanacağını bilmediğimiz bir durumun içerisindeyiz. Belirsizlikle başa çıkmak için neler yapabiliriz?
İçinden geçtiğimiz bu sürecin en yıpratıcı taraflarından bir tanesi şüphesiz belirsizlik. Sanırım geçmişten günümüze insanoğlu belirsizlik konusunda sürekli bir bocalama yaşamıştır ve yaşamaya da devam edecektir.
“Eğer iyi tarafından bakmak gerekirse belki de yaşıyor olduğumuz bu süreç bize belirsizlik ile baş etme becerilerimizi geliştirmek için fırsat sunabilir ve belirsizlik ile baş etmek aslında belirsizliği nasıl yaşayacağımızı düzenleme ile başarılabilir.”
Çok yoğun bir şekilde sis olan bir akşamda yol almak gibidir belirsizlik içinde yaşamak. Böyle bir akşam vakti elinizde fener olduğunu canlandırın zihninizde. Yürümeye çalışıyorsunuz. Eğer feneri ileri doğru tutmaya çalışırsanız ışık sis yüzünden yansıma yapacak ve yolun devamını arzu ettiğiniz kadar göremeyeceksiniz. Ama bunun yerinde feneri yere doğru tutarsanız bir adım attığınızda belki de iki adım kadar mesafeyi göreceksiniz. Ve doğal olarak havadaki sis dağılana kadar düşmeden yol alabileceksiniz.
Bu çerçevede içinden geçmekte olduğumuz süreçte belirsizliği yaşama şeklimiz en azından gidişat bir nebze olsun netleşene kadar dikkatimizi, planlarımızı ve düşüncelerimizi kısa vadeye odaklamak olmalıdır.
Soru: İçinde bulunduğumuz dezavantajlı durumu avantaja/fırsata çevirmenin yolları sizce neler, ne tavsiye edersiniz?
Ben içinden geçtiğimiz sürece farklı bir çerçevede bakıyorum. Başlarda da belirttiğim gibi o veya bu şekilde bu sürece adapte olacağız. Geçici de olsa ortaya çıkan bu yeni düzen kişiye ne gibi fırsatlar sunuyor konusu üzerinde biraz düşünmek gerekecektir. Çünkü her birey biriciktir. Ama yukarda da belirttiğim gibi belirsizliği yaşama biçimimizi gözden geçirmek ve yeni bir yaklaşım belirlemek iyi bir başlangıç olabilir.
“Çünkü bu süreç bittiğinde de belirsizlik yaşamımızda olacak. Bir perspektiften baktığınızda yaşamın zaten belirsiz olduğunuz ifade edebiliriz. Yani belirsizlik sürekli bizimle olacak. Bir diğer yandan eğer kişi kendini motive edebilirse çoğu şeyi, özellikle kendini geliştirme konusunda, yapmak için zamanı olacaktır.”
Yaşadığımız süreci zihninizde nasıl değerlendirirseniz değerlendirin fark etmez, kaos değişim için fırsattır. Eğer fırsatı değerlendirirseniz kaos bittikten sonra olumlu anlamda siz artık eski siz olmazsınız.
Ama genel olarak teslimiyetçi bir tavır sergileyip kaosa boyun eğerseniz, en basit tabirle çökersiniz. Varoluşsal sorumluluğunuzu alacak mısınız? Tercih sizin.
Soru: Her şey bittiğinde kriz sonrası psikolojik açıdan en tehlikeli dönem olabilir, kriz anında tüm savunma mekanizmalarımız alarmda olduğu için şuan psikolojik durumumuzun farkında olmayabiliriz? Kriz sonrası neler yapmamızı önerirsiniz?
Her bireyin farklı bir kişilik yapılanması ve bununla bağlantılı olarak kendine has savunma mekanizmaları vardır.
Dolayısıyla yaşadığımız süreç sonlandığında bireysel ölçekte ortaya çıkacak tabloya göre kişi kendi sahip olduğu destek mekanizmalarına (arkadaşlar, aile vs.) başvurabilir.
Veya gerekirse profesyonel bir yardım alabilir. Bu noktada önemli olan kendi nabzımızı iyi bir şekilde tutmamız. Eğer bunu becerebilirsek süreç sonlandığında da kendimize uygun yolu tercih etmemiz daha kolaylaşır.
Son olarak diğer önemli nokta ise, verdiğim cevaplar içinde bazı noktaların söylemesinin kolay ama yapmasının zor olacağının farkındayım. Fakat burada önemli olan çabalamaktır, yapmayı becermek değil.
Uraz Oktay’a verdiği bilgiler için çok teşekkür ediyoruz.
Uraz Oktay kimdir?
2005 yılında Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olan Uraz Oktay, 2008 yılında da Doğuş Üniversitesi Yüksek Lisans Programı’nı bitirerek “Uzman Klinik Psikolog” ünvanı almaya hak kazanmıştır.
2005 – 2012 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ,Yedikule Sırp Pirgiç Ermeni Hastanesi Psikiyatri Kliniği, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzman Klinik Psikolog çalışmış, Su Psikoloji ve Psikiyatri Merkezi’nde çeşitli çalışmalarda bulunmuştur.
2012 – 2017 yılları arasında Özel Doğan Sağlık Grubu bünyesinde; Özel Doğan Aile Danışma Merkezi’nde Merkez Müdürü ve Uzman Klinik Psikolog olarak görev almıştır.
Uraz Oktay 2005 yılından bu yana birçok eğitim ve seminere katılmış ve katılmaya devam etmektedir. Aldığı eğitimlerden bazıları;
“Rorschach Projektif Testi Uygulanması ve Yorumu”, “Stratejik Aile Terapisi”, “Şema Terapi”, “Kısa Destekleyici Psikoterapi”, “Aile Danışmanlığı Eğitimi”, “Psikanalizle Tanışma Seminerleri”, “Masterson Yaklaşımı Eğimi -Kişilik Bozukluklarının Psikanalitik Psikoterapisi”.
2017 yılı itibari ile kurucu ortağı olduğu 5D Psikoloji Duygu – Düşünce – Davranış Değişim ve Danışmanlık Merkezi’nde yetişkin danışmanlığı çerçevesinde çalışmaya devam etmektedir.












Çok tebrikler engin bilgilerini dikkate alıcam nefesimi en sağlıklı en düzgün biçimde almaya çalışıcam bu zor günlerde yararlı olacağına inanıyorum..😘
BeğenBeğen
harika bilgiler! teşekkür ederiz🙏🏼 Reylan Hanım harita yorumlaması yapıyor mu? Sosyal medya hesaplarını paylaşabilir misiniz?
BeğenBeğen
Cok guzel bilgıler okumaktan zevk aldım
BeğenBeğen