Etiket arşivi: kendinisev

Vazgeçemediklerimizin esiri miyiz?

Kimsenin görmesini istemediği yaralarımız var, duymasını istemediği çığlıklarımız, üstünü örtmeye çalıştığımız hatalarımız. Ruhumuz delik deşik belki. Hangimizinki değil ki? Hepimizin yarası, acısı kendine özel.

Çevreme baktığım zaman bazı manzaralar görüyorum; aşırıya kaçan kıyafette, makyajda, markada, davranışlarda vs. bazı insanlar. Şunu düşünmeden alamıyorum kendimi: Hangi yarasını örtmeye çalışıyor acaba? Kapatmaya çalıştığı duygusu ne? Hayatındaki hangi eksikliği tercih ettiği bir noktada aşırılaşarak dengelemeye çalışıyor?

İnsanoğlu olarak tüm derdimiz bu aslında; dengeye gelebilmek. Ve bu denge için bilinçaltımız dediğimiz o dipsiz kuyu, kendimizin aldığını zannettiği o kararları nasıl da tıpış tıpış uygulatıyor bize. Kimimize sürekli dış güzellik,çekicilik, sempatiklik baskısı yaparken, kimimize mükemmelliyetçilik ve hatasız olma baskısı yaratıyor. Niyetim kimseyi yargılamak,eleştirmek tabii ki değil. Aslında bu insanları farkettiğimde gidip elini tutup “sen eksik değil, tamsın, olmak için uğraştığın, aşırılaştığın hiçbirşeye ihtiyacın yok, senin senden başkasına ya da başka bir kimliğe ihtiyacın yok, çıkar maskelerini taşıma bu yükü” diyesim geliyor (bazen kendime de!).

Tabii ki kimseye birşey diyemem, hangi sıfatla? Kaldı ki herkes bu dünyada kendisinden ve kendi yolculuğundan mesul. Kimse kimsenin yoluna karışamaz, yargılayamaz, ancak saygı duyar ve talep edilirse yardım eder.

Hani Gülenay Pema diyor ya; ” Sürekli daha iyi, daha güzel, daha zayıf, daha genç, çekici olmaya yönelik çaba içindeki yetersizlik ihtiyacını, o içindeki boşluğu doldurma arzusundan geliyor olabilir”. Bu konu kadınlar için biraz daha geçerli sanki.

Canım kadınlara, kızkardeşlerime şunu deme ihtiyacım bugünlerde çok fazla: Toplumun ve ataerkil düzenin dayattığı hiçbir norma ya da kalıba uymak zorunda değilsin, değiliz, kendi kimliğimize önce biz sahip çıkıp saygı duymalıyız, kendimizi hatalarımızla, yaralarımızla ve en çok da mükemmel olmayışlarımızla sevmeliyiz. Kendimizi tanımak, çocukluğumuzdan beri bize dayatılan ama bize ait olmayan her türlü duygudan ve kök inançtan (mesela; güzel olmak zorundasın, kadın dediğin bakımlı olur, kadın dediğin iyi annedir, kadın olarak çalışmak zorunda değilsin canım kocan baksın sana, çok titiz-temiz kadın maşallah vs. vs. gibi) bilinçaltımıza yapışmış ve özünde bizi temsil etmeyen her türlü kalıptan arınmak için kendimiz üzerinde çalışmalıyız.

Kendi başına ayakta durma ve yaşama kabiliyeti geliştirmeliyiz, kimseye bağımlı olmamalıyız. Sahip olmak istediğimiz maddi değerler uğruna (araba, takı, çanta, ev her ne ise) kendimizden, özgürlüğümüzden kimliğimizden asla vazgeçmemeliyiz. En başta cazip ve kolay olan yol bu olarak gözükse de, bedellerini uzun vadede çok daha acı bir şekilde ödeyeceğimiz özgürlüğümüzden, kimliğimizden ve bizi biz yapan hatalarımızdan vazgeçmemeliyiz. En değerli varlığımız kendimiziz, maddiyat uğruna kendinden, kendini geliştirme marifetinden vazgeçmek yapılan en büyük hata (bence tabii).

Ne olur ne kendimizi, ne de kız çocuklarımızı bu hataya itmeyelim. Bağımsız olabilmek, kendine özsaygını yitirmeden daha “az”la yetinebilmek çok daha huzurlu ve mutlu bir yol olabilir.

Vazgeçemediğimiz her değerin aslında esiriyiz, ancak özgürlüğümüzün ve bağımsız hareket edebilmemizin maddi bir karşılığı yok, olamaz.

Kızkardeşlerim ve canım kadınlar, biz herşeyin en güzeline layığız, biz sadece kendimiz olduğumuz için özel ve değerliyiz. Güzel, çekici, akıllı,seksi vs. vs. olduğumuz için sevilmiyoruz, sevilmemeliyiz, bizi biz olduğumuz için seven insanları hakediyoruz. Ama önce bu değeri kendimiz farketmeli ve kendimizi sevmeliyiz.

Ben sizi seviyorum..

Tüm kalbimle.

Akışına Bırakmak..

Öyle hissediyorum ki şu dönem belki de bize hayatımız boyunca sadece bir kereliğine verilmiş büyük bir şans. Bir daha ailemizle, kendimizle hayatın koşturmacası olmadan bu kadar vakit ayırabileceğimiz başka bir dönem tekrar gelmeyecek.

Evde neler yapılır, vakit geçirilir ile ilgili çok şey yazılıyor, çiziliyor tekrar etmeye gerek yok hepimiz hergün sosyal medyada binlercesi ile karşılaşıyoruz. Ama sanki bize sunulan bu anlar öyle kıymetli ki asla boşa harcanmamalı..Üzerinde düşünülecek ne kadar çok konu var. Mesela, bu sabah aklıma düşen ve kendimi uzun zamandır eğitmeye çalıştığım bir konu: AKIŞINA BIRAKMAK.

Kendi üzerimde -akışda kalmak da dahil- bazı konularla ilgili çalıştığım Haziran 2019’da kendime bazı kısa notlar yazmışım, sizinle de buradan paylaşmak istiyorum:

  • Akışına bırak, herşeyi kontrol edemezsin zaten çok az şey senin kontrolünde.
  • “AN” da kal ve anı yaşamaya çalış.
  • Yavaşla ve sakin ol. Teslim ol O’na güven. (Bu “O” inancınıza göre değişir, sizin için her ne ise)

Daha az çaba, işleri bazen oluruna bazen de zamana bırak. Bazıları kendiliğinden çözülüyor göreceksin.

  • Kendin olmana izin ver,içindeki “sen” çok güzel ve özel. Asla UTANMA.
  • Hiçbirşeyi yapmak ve başarmak zorunda değilsin. Başarısız olmak da güzel ve eğitici.

  • You are good enough (Yeterince iyisin)
  • Daha az kız, daha çok sev.
  • Kötülükleri unut, iyilikleri anımsa.

  • Kendini Sev, Çok SEV. Bir başkasını hatta en sevdiğini sever gibi sev kendini, değer ver, hediye al, nasılsın diye sor, nazik ol kendine adil davran, çok yüklenme, SEV işte kendini olduğun gibi.

  • Tam şuan olduğun şekilde eksiksiz ve TAM sın.
  • Herşey olması gerektiği gibi, olması gerektiği zamanda ve olması gerektiği yerde oluyor.
  • Hayat güzel, geçmişi ve geleceği düşünerek onu IS-KA-LA-MA

Hadi Bırak AKIŞINA..