Etiket arşivi: hayat

Küçük kız; Geçecek..

Hayat yavaşlamama izin vermiyor bu ara. Hep koşmamı istiyor sanki, üzerine çizik atıp bitti diyebildiğim hiçbirşey yok. Hep belirsiz. Ben belirsizlikleri sevmem, netlik severim, plan severim, önümü görmek isterim. Ama işte hayat bana işlerin böyle gitmediğini öğretmeye çalışıyor sanki, belki de beni esnetmeye çalışıyor bilmiyorum.

İçim bile dolu dolu hızlı. Gözlerim bile hep dolu dolu bu ara. Konuşurken, düşünürken, çalışırken, yürürken ağlamam an meselesi. Oysa ki; içimde oradan buraya koşan kız çocuğunu durdurmaya çalışıyorum ben yıllardır, onun telaşını paniğini almak için ne çalışmalar yaptım,yapıyorum. Ama yok işte, bu ara hayat içimdeki kız çocuğuna bile maraton koşucusu muamelesi yapıyor. Zaten kızın beni duyduğu, dinlediği bile yok. 🙂

Ev, iş, çocuklar, aile, büyük aile, sağlık her konuda ayrı gündem maddeleriyle oradan oraya savuruyor beni. İçimdeki ses «geçecek valla geçecek neler geçmedi ki »diyor. Bu cümle defalarce tekrarlanıyor kalbimde. Bir ses var beni hiç yalnız bırakmıyor, sakin ol diyen o ses ; her zorluk güçlendirir, zorlukların arkasında güzellik vardır, her şerrin arkasında bir hayır var diyor. Ahhh ama o telaşlı kız çocuğu eteğimden çekiştiriyor sürekli. Ses sakin ol derken, diğeri koşş diyor koşş daha hızlı.

Sular şuan çok kabarık, dalga çok, ne denizin dibini ne de ufku görebiliyorum. Dalganın geçmesini, denizin dinmesini, ufuktaki bulutların gitmesini bekliyorum. Sahilde sabırlıca bekliyorum, o telaşlı küçük kız eteğimden koşş diye çekiştiriyor ama ben sabırla, yavaşça ve şikayet etmemeye çalışarak şükrederek bekliyorum.

Küçük kız sakin ol, geçecek. Valla geçecek.

Baba’lara..

7-8 yaşlarındayım. Güzel bir yaz günü öğleden sonra ablamlar eşliğinde göl kenarına inmemize izin vermiş annem.Cumartesi babamın geleceği gün, her haftasonu akşam treniyle İstanbul’dan bizi görmeye geliyor. Sahilde taş atarken göle, arkamda bir el hissediyorum: babam bugün biraz erken gelmiş, sürpriz yapıp sahile yanımıza inmiş hemen. Bana mavi boncuklu inci bir kolye almış, gözlerine bakıyorum o da bana.

O kadar içten ve güzel gülümsüyor ki, ikimiz de çok mutluyuz birbirimizi görmekten. Hiç konuşmuyoruz, kelimelere gerek yok ki zaten o an. Boynuma takıyor klipsli kolyeyi sonra yanağımdan öpüyor beni. Öptüğünde bıyıklarının yanaklarıma batan hissi hala dün gibi aklımda. 

O an uçuyorum işte çok mutluyum. Zaten dalga çıkmış nefis bir göl esintisinin kokusu geliyor burnuma.

Ah o an, o an defalarca o öldükten sonra zihnimde tekrar tekrar yaşanıyor. Ne zaman  çok özlesem o ana geri dönüyorum, sıkı sıkı tutunuyorum bu anıma, o mutluluğu tekrar yaşayabilmek için. 

Anlıyorum ki şimdiki mutluluğumun köprülerinin temeli ta o zamandan atılmış, her kız çoçuğunda olduğu gibi en çok babalar harç atmış o köprülere. 

Babalığı hakeden her babaya selam olsun..

Haketmeyenlere sözü hayat söylesin, biz değil.