Kültür-Sanat

SALVADOR DALİ: DELİ mi, yoksa DAHİ mi?

Seksenli yıllarda odanızın duvarında asılı yağlıboya portreniz varsa, ya çok zenginsinizdir; Ya da yaşadığı evin çatı katında resim atölyesi olan bir yakınınız vardır.

Evet, benim odamın duvarında asılı bir portremin olması, mahalle esnafına hediye ettiği tabloları halen işyerlerinin duvarlarında görülebilen amatör bir ressamın torunu olmamdan kaynaklanmaktadır.

Bu yeteneğin ailemize maddi açıdan katkı sağlamadığını; ancak resim sanatına bakış açımıza ve merakımıza keyifli bir zenginlik getirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Şöyle ki; 1989 yılının ocak ayında gazeteler; “ Deli Ressam Dali Öldü” ve benzeri başlıklar attığında, öldüğü söylenen kişinin tuhaf mizacı ve değişik ruh hali hakkında konuşabilecek birinin yanınızda olması ve sizi konu hakkında ayrıntılı bilgilendirmesi, bahsettiğim zenginliğe küçük bir örnek teşkil etmektedir.

İşte ben böyle bir ortamda sormuştum sorumu; Dali kimdi ? Bugün bu soruyu binlerce insan her gün sormakta ve alınan cevaplar halen kimseyi tam olarak tatmin etmemektedir. Ama yine de elimizden geldiğince sizlere Dali’yi anlatmaktan imtina etmeyelim.


Salvador Dali, 1904 yılında İspanya’nın Katalonya bölgesinde bulunan Figueres kentinde, noterlik yapan despot bir baba ile yumuşak huylu bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aile, Dali’nin doğumundan bir yıl önce, iki yaşındaki çocukları Salvador’u ateşli bir hastalık sonucu kaybetmişti. Talihsiz Salvador’un aile içerisinde sürekli yaşatılmak istenmesi, yeni doğan çocuğun yetişmesinde büyük sıkıntılara sebebiyet vermişti. Öyle ki, ölen abinin ismi dahi kardeşine geçmişti. Dali yıllar sonra hiç görmediği ağabeyi için şu yorumu yapmıştı; “Biz, yansımaları farklı olan, iki su damlası gibi birbirimize benziyorduk”

Her dâhinin olmazsa olmazı “Anlaşılamayan Baba” sendromu Salvador Dali içinde kaçınılmazdı. Dali’nin, resimle uğraşmasını hiçbir zaman istemeyen ve kendisine destek olmayan babasına göndermiş olduğu bir mektupta, içi sperm dolu bir tüpe şu mesajı iliştirdiği rivayet edilir; “Bana verdiğin tek şey buydu, şimdi sana borcumu ödüyorum


Doğduğu kentte, annesinin desteği ile 15 yaşında ilk sergisini açan genç Salvador, iki sene sonra, hayatındaki en büyük darbe olarak nitelendirdiği, annesinin ölümü ile yüzleşecektir. Bu olaydan bir sene sonra, ilk olarak Madrid’e, ardından da Paris’e giden Dali, sanatında önemli yerlere gelmiş insanlarla tanışarak birikimlerini arttırdı. Madrid’de, daha sonra birlikte film çekecekleri ünlü yönetmen Luis Bunuel, ile Paris’te de Pablo Picasso ile tanışmıştı. Bu yıllarda Dadaizm, Kübizm ve Sürrealizm etkisinin altına giren Dali, sürrealist akımın öncülerinden Paul Éluard ile tanışmış ve ilk görüşte Éluard’ın karısı Gala’ya aşık olmuştu. Bu aşk ilerleyen yıllarda evliliğe dönüşecekti.


1931 yılında 27 yaşındayken, Sürrealizm’in en önemli eserlerinden biri olarak gösterilen “La persistència de la memòria” yani “Belleğin Azmi” ismi tablosu ile büyük beğeni topladı. Tablo zamanın katılığına protesto olarak yorumlansa da; Dali bu eseri, erimekte olan bir peynirden ilham alarak yaptığını ifade etmiştir.

1930’lu yılların ikici yarısında İngiltere ve Amerika’ya seyahatler yapan Dali, burada da ünlü isimlerle tanıştı. Sürrealizmin, bilinçaltının dışavurumuyla ilgilenmesinden dolayı takip ettiği ve hayranı olduğu Sigmund Freud’la tanışmayı ve tablolarını yapmayı ihmal etmedi. Amerikan sinemasının, dönem komedyenlerinden Marx kardeşler için senaryolar yazdı.

1936 yılında başlayan İspanyol iç savaşının, faşist Franco’nun zaferiyle sonuçlanmasından sonra yeni kurulan rejime destek vermesi, sürrealist ressamların arasında öfkeyle karşılandı. Tuhaf mizacından sebep eleştiri okları her zaman üzerinde olan Dali, sürrealistlerle de arasına aşılamayacak bir politik set koymuş oluyordu.

1951 yılında Katolik kilise ve modern bilim kavramlarını sentezlediği Mistik Manifesto,yu yayımladı. Katolik temalar ve DNA, hiperküp (dört boyutlu küp) ve atomik çözünme gibi modern bilimin ilgi alanında olan güncel kavramlara eserlerinde yer vermeye başlamıştı. Hayatının bu dönemine “Nükleer Mistisizm” adını veriyordu. Bunun sebebi ise II. Dünya savaşını bitiren atom bombasının gücüne olan hayranlığıydı.

Hemen hemen her düşünce ortamında tepki çekmiş ve tuhaf bulunmuş olan Dali, kendisini, İspanya’yı daha önceden fetheden Mağribi soyundan geldiğine inandırmış ve ilginç hareketlerini, tuhaf giyimini ve lükse olan düşkünlüğünü gelmiş olduğuna inandığı Arap kökenine bağlamıştır. Öyle ki, 1960’lı yılların sonunda metro çıkışında Paris halkının, bu ilginç adamın elindeki karıncayiyene nasıl şaşkınlıkla baktığını gösteren bu fotoğraf, Dali’nin toplumdan ne kadar soyut yaşadığını gözler önüne seriyordu.

Dali’nin bu tuhaflıklarından tanıdık bir isim gazeteci Zeynep Oral’da nasibini almıştır. Röportaj yapması için kendisini oteline davet eden Dali, henüz 19 yaşını süren Zeynep Oral’a kapıyı çırılçıplak açmış ve Zeynep Oral’ın kaçıp gitmesinden sonra arkasından bağırarak giyinmeyi unuttuğunu söylemiş ve özür dilemiştir. Dali’nin giyinmesinden sonra röportaj gerçekleşmiştir.

1982 yılında eşi Gala’nın ölümünden sonra yaşam sevincini kaybettiği iddiası ile inzivaya çekilen Salvador Dali, hayatının geriye kalan son yedi yılında çok fazla eser üretmedi. Doğduğu yer Figueres’e geri dönerek kendi adını taşıyan “Salvador Dali Tiyatro ve Müzesi”nde yaşamaya başladı. 1989 yılında kalp yetmezliğinden ölen Dali, Müzenin mahzenine gömüldü. Çalkantılı yaşantısı, değişken politik görüşleri ile sansasyonel bir yaşama sahip olan Dali, resim sanatı haricinde fotoğraf, sinema ve heykel alanlarındaki çalışmalarıyla da göz doldurmuştur.

Dali, günümüzde reytingleri bir hayli yüksek olan “La casa de Papel” adlı suç dizisinde, ana karakterlerin taşıdığı, kendi siluetini içeren maske ile tutkunun, şiddetin ve kapitalizme karşı isyanın simgesi olarak tanıtılmaya ve yaşatılmaya devam etmektedir.

Yazan: Savaş Demirel

Instagram:@savas.demirel76

Fotoğraf desteği için İrem Karlıdağ’a çok teşekkürler..

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Yola çıkmayan varamaz